|
Bu olaydan sonra 2 hafta geçti. Beni hiç
aramadı acaba o kızı mı tercih etmişti. Bir telefon
kulübesinden onu aradım. Karşımdaki ses onun trafik
kazası geçirdiğini yoğun bakımda olduğunu söylüyordu.
Ona " senin için döktüğüm her damla gözyaşının cezasını
umarım çekersin" demiştim. Ama böyle olsun istememiştim.
Bu kez onu tamamen kaybetme korkusundan ağlıyordum.
Ankara'^da bir hastanedeydi. Doktorlar yaşaması için
şans vermiyordu. Cenaze işlemleri başlamıştı. Tabutuna
konulacak yakaya takılacak fotoğraflar hazırlanmıştı. Eş
dost hastane kapısında bekliyordu. Bu bekleyiş üç ayı
tamamlamıştı. Doktorlar anneyi hastanın yaşam destek
ünitelerinden çıkarılması için ikna etmeye çalışıyordu.
Çünkü onlara göre yaşasa bile eski sağlıklı günlerine
dönemeyecekti. Anne kararlıydı son nefesine kadar
yanında olacaktı. Günlerce yanından ayrılmadan onunla
konuştu. Ellerini tutmuş yine gelecekten söz ederken
parmaklarını kıpırdatarak oğlunun tepki verdiğini fördü.
Sevinçten hastane koridorlarında kahkahalar atıyordu.
Doktorların " Olmaz" dediğini ana-oğul başarmıştı.
2 yıl olmuştu onu bu süre içerisinde hiç
görmemiştim. Bu süre içerisinde onu hiç görmemiştim.
Şimdi karşımdaydı, çok değişmişti. Bazı zamanlar beni
çileden çıkartıyordu, ona katlanamıyordum. Psikolojik
tedavi görüyordu. Yine bir ayrılık zamanıydı telefonda
evlenme teklifinde bulunduğunda ciddiye almamıştım.
Israrla kendisini görmeye gelmemi istiyordu, yine bir
ameliyat geçirmişti. Ziyarete gittiğimde evlenme
teklifini yineledi. Hayatımızın 3 yılını bu kaza
yüzünden kaybetmiştik. Artık başka vakit kaybetmenin bir
anlamı yoktu.
Rüya gibi bir düğünle hayatımızı
birleştirdik. Tabuta konması için hazırlanan fotoğrafı
duvara astık. Ona her baktığımızda küçük kızımıza ve
hayata sımsıkı sarılarak bize verdiği mutluluk için
Allah'a şükrediyoruz. Tüm mutluluklar sevenlerin
olsun... |